Cinsel İstismar Şüphesi Olan Bir Çocukla Nasıl İletişim Kurulmalı?
Klinik Psikolog Elif Nur Yazıcı

Çocuğa yönelik cinsel istismar, hem çocuk hem de aile için son derece hassas, sarsıcı ve dikkatle ele alınması gereken bir süreçtir. Böyle bir durumda ilk ve en önemli adım, çocuğun fiziksel güvenliğini sağlamak ve istismar şüphesi bulunan kişiyle temasını derhal kesmektir.
Bu süreçte yetişkinlerin verdiği tepkiler, çocuğun yaşadığı olayı nasıl anlamlandıracağı üzerinde doğrudan etkili olabilir. Bu nedenle çocuğu dinlerken, konuşurken ve süreci yönetirken sakin, koruyucu ve yargılamayan bir tutum benimsemek çok önemlidir.
Önce çocuğun güvenliği sağlanmalıdır
Cinsel istismar şüphesi varsa öncelik, çocuğun güvenli bir ortamda olduğundan emin olmaktır. Çocuk, istismar şüphesi bulunan kişiyle aynı ortamda bırakılmamalı; temas ihtimali ortadan kaldırılmalıdır. Bu aşamada yetişkinin görevi, çocuğu sorgulamak ya da olayı kendi başına çözmeye çalışmak değildir. Öncelik çocuğun korunması, sakinleştirilmesi ve gerekli resmi/uzman destek mekanizmalarının devreye alınmasıdır.
Sakin kalmak çocuğun suçluluk duygusunu azaltır
Çocuk yaşadıklarını anlatırken yetişkinin yoğun öfke, panik, ağlama, şok ya da çaresizlik tepkileri göstermesi çocuğu daha fazla korkutabilir. Çocuk, yetişkinin bu tepkisini “Ben kötü bir şey yaptım”, “Anlattığım için annem/babam çok üzüldü”, “Keşke söylemeseydim” şeklinde yorumlayabilir. Bu nedenle çocuğun yanında mümkün olduğunca sakin, yumuşak ve güven veren bir ses tonu kullanılmalıdır. Yetişkinin kendi öfkesi, suçluluğu ya da paniği elbette anlaşılırdır; ancak bu duygular çocuğun yanında kontrol edilmeli, gerekirse yetişkin de ayrıca destek almalıdır.
Yargılamadan ve suçlamadan dinlemek gerekir
Çocuğa “Neden daha önce söylemedin?”, “Oraya neden gittin?”, “Neden karşı koymadın?”, “Emin misin?” gibi sorular yöneltmek çocuğun kendisini suçlu hissetmesine neden olabilir. Bu tür sorular, iyi niyetle sorulsa bile çocuk tarafından suçlama gibi algılanabilir. Çocuğu dinlerken amaç ayrıntılı ifade almak değil, ona güvenli bir alan sunmaktır. Çocuk ne kadar anlatmak istiyorsa o kadar anlatmasına izin verilmelidir. Anlattıkları küçümsenmemeli, abartılı bulunmamalı ve geçiştirilmemelidir.
Kullanılabilecek daha destekleyici cümleler şunlar olabilir
“Bunu bana anlattığın için teşekkür ederim.”, “Sana inanıyorum.”, “Bu senin suçun değildi.”, “Şu anda güvendesin.”, “Seni korumak için buradayım.”
Çocuğa inanıldığını hissettirmek çok önemlidir
Cinsel istismara maruz kalan çocuklarda suçluluk, utanç, kirlenmişlik, değersizlik ve korku duyguları görülebilir. Çocuk kendisini “yanlış bir şey yapmış” gibi hissedebilir ya da yaşananlardan kendisini sorumlu tutabilir. Bu nedenle çocuğa açık, kısa ve net biçimde şu mesaj verilmelidir: “Sen yanlış bir şey yapmadın. Bu senin suçun değil. Sana inanıyorum ve seni korumak için buradayım.” Bu cümleler basit görünse de çocuk için çok güçlü bir güven kaynağı olabilir.
Çocuğu tekrar tekrar konuşturmamak gerekir
Çocuğun yaşadığı olayı defalarca anlatmaya zorlanması, travmatik etkinin artmasına neden olabilir. Bu nedenle çocuk aynı olayı birçok farklı yetişkine tekrar tekrar anlatmak zorunda bırakılmamalıdır. Ebeveynler ve bakım verenler, çocuğun söylediklerini mümkün olduğunca sakin biçimde dinlemeli; kendi yorumlarını eklemeden, yönlendirici sorular sormadan ve çocuğun ifadelerini değiştirmeden gerekli uzman ve resmi mercilere başvurmalıdır. Özellikle “Sonra ne oldu?”, “Bunu kesin yaptı mı?”, “Şöyle mi oldu?” gibi yönlendirici sorular çocuğun anlatımını etkileyebilir. Bu nedenle olayın ayrıntılandırılması adli ve uzman süreçlere bırakılmalıdır.
Profesyonel klinik destek ihmal edilmemelidir
Cinsel istismar, çocuğun güven duygusunu, beden algısını, ilişkilerini, duygu düzenleme becerilerini ve kendilik algısını derinden etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca olayın bildirilmesi değil, çocuğun ruhsal olarak desteklenmesi de çok önemlidir. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, yaşadığı olayın niteliği ve gösterdiği belirtiler dikkate alınarak uzman bir klinik destek süreci planlanmalıdır. Çocuklarla yürütülen klinik çalışmalarda oyun temelli yaklaşımlar, çocuğun yaşadıklarını sembolik biçimde ifade etmesine yardımcı olabilir. EMDR gibi travma odaklı uzmanlık gerektiren yöntemler de uygun değerlendirme sonrasında, çocuğun travmatik anı ve bedensel duyumlarla daha güvenli biçimde çalışmasına destek sağlayabilir. Burada önemli olan, sürecin çocuğun hızına, güvenlik ihtiyacına ve gelişimsel kapasitesine uygun biçimde yürütülmesidir.
Uzmanlar için klinik hassasiyet
Cinsel istismar şüphesi veya travmatik yaşantı ile çalışan uzmanların seans sürecinde çocuğun duygusal güvenliğini gözetmesi gerekir. Çocukla çalışırken ağır ve ucu açık konuların seans sonunda yarım bırakılması çocuğun kaygısını ve bedensel tepkilerini artırabilir. Bu nedenle her görüşmenin çocuk için güvenli bir kapanışla tamamlanması önemlidir. Çocuğun kendisini yeniden “şimdi ve burada” hissedebilmesi, bedensel olarak sakinleşmesi ve görüşmeden güvenli bir duygu durumuyla ayrılması klinik sürecin önemli bir parçasıdır.
Yasal bildirim ertelenmemelidir
Çocuğa yönelik cinsel istismar şüphesinde süreç yalnızca aile içinde çözülebilecek bir mesele değildir. Makul bir şüphe oluştuğunda ilgili resmi kurumlara ve çocuk koruma mekanizmalarına başvurulmalıdır. Aileler, öğretmenler, sağlık çalışanları, psikologlar ve çocukla çalışan tüm uzmanlar böyle bir durumda çocuğun güvenliğini öncelemek ve gerekli bildirimi yapmakla yükümlüdür. Özellikle aile içi istismar şüphesi varsa, çocuğun aynı ortamda kalmaya devam etmesi ciddi risk oluşturabilir. Bu nedenle “emin olmayı beklemek” yerine, çocuğun güvenliğini esas alan bir yaklaşım benimsenmelidir.
Cinsel istismar şüphesi olan bir çocukla konuşurken en önemli şey, çocuğa şunu hissettirmektir: “Yalnız değilsin. Sana inanıyorum. Bu senin suçun değil. Seni korumak için buradayım.” Çocukların iyileşme sürecinde güvenli yetişkinlerin varlığı, doğru yönlendirme, klinik destek ve yasal koruma mekanizmalarının zamanında devreye girmesi hayati öneme sahiptir.